Beyin Travmasını Ölçen Portatif Cihaz

Kafa travması geçiren bir kişinin yapması gereken en önemli şey, travmanın ciddiyetini anlamak için acilen bir hastaneye başvurmak. Hastanelerde kullanılan ileri teknoloji cihazlar, beyin dalgalarını ölçerek hayati tehlike olup olmadığını gösterebiliyor. Şimdi beyin dalgalarını tarayan taşınabilir bir cihaz, ölümcül beyin travmalarını belirlemede çığır açacağa benziyor.

Ünlü oyuncu Vanessa Redgrave’in kızı ve tanınmış aktör Liam Neeson’un eşi olan aktris Natasha Richardson, çok yetenekli bir sanatçıydı. Ancak kayak yapmayı öğrenirken düştü ve kendisini bir süre iyi hissettiğini sandıktan sonra 45 yaşında hayata veda etti.

Yeni cihazı üreten BrainScope firmasının yöneticisi Michael Singer Richardson’ın “yürü, konuş ve öl sendromu” denilen durum yüzünden öldüğünü söylüyor. BrainScope’un ürettiği taşınabilir beyin tarama cihazı, Richardson’un hayatını kurtarabilirdi. Singer, “Tasarladığımız cihaz, Richardson’ın geçirdiği ciddi beyin travmasını zamanında ortaya çıkarabilir ve hem ünlü oyuncu, hem de ailesi için durumunun ne denli tehlikeli olduğunu açıklığa kavuşturabilirdi,” diyor.

Michael Singer BrainScope firmasının geliştirdiği beyin tarayıcısının pille çalışan, oldukça ucuz ve kullanılması kolay bir cihaz olduğunu söylüyor. Singer’a göre cihazı spor takımlarının koçları da, askeri sağlık görevlileri de kullanabilir. Günümüzde beyin dalgalarını tarayan pahalı ve sadece usta teknisyenler tarafından kullanılan cihazlar, yalnızca hastanelerde bulunuyor.

Hastalıklarla Mücadele ve Kontrol Merkezi, her yıl yaklaşık bir milyon 400 bin kişinin beyin travması geçirdiğini bildiriyor. Ancak birçok travma, tespit edilmediği için bu rakam çok daha yüksek olabilir. Savunma Bakanlığı eski doktorlarından Dan Cohen şöyle konuşuyor: “Orta şiddette beyin sarsıntısı geçiren kişi sayısını bilemiyoruz. Birçok kişi başına darbe alıp, bir süre sersemleyip sonra da yürüyüp gidiyor ve hiç muayeneden geçmiyor.” Dr. Cohen’e göre şiddetli olmayan beyin sarsıntıları için bile erken teşhis çok önemli.  Bunların tekrarlanması durumunda travmalar zihinsel bozukluklara yol açabilir. Michael Singer ise Irak ve Afganistan’da görev yapan askerlerin yüzde 20’sinin farklı derecelerde beyin sarsıntısı geçirdiklerini belirtiyor. Askerler, beyin sarsıntısının hastaneye gitmelerini gerektiren bir yaralanma olduğunu bildikleri halde hemen görev başına dönmek için geçirdikleri travmayı ciddiye almıyorlar. BrainScope firmasının geliştirdiği cihazın reklamını yapmak için erken olduğunu, ancak araştırmaların umut vadettiğini söyleyen Cohen, yeni cihazı, artık yaygınlaşan taşınabilir kalp şok cihazıyla karşılaştırıyor.

BrainScope firması Amerika’nın dört bir yanından kafa travması geçiren hastalara ilişkin veri topluyor. Şirketin geliştirdiği taşınabilir cihazın bir yıl içinde değerlendirme ve onay işlemleri için Amerika Gıda ve İlaç Dairesi’ne gönderilmesi bekleniyor.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Beyin Travmasını Ölçen Portatif Cihaz

Dünyayı böcekler kurtaracak!

18 Eylül tarihinde Türk sinemalarında gösterime giren G-Force filminin senaryosuna bir Türk bilim adamı ilham verdi.  
 
Film, konusunu Cornell Üniversitesi'nde doktora öğrencisi Alper Bozkurt'un da önderliğini yaptığı "Karma Böcek Siborglar" projesinden alıyor. Filmin senaryosunda dünyanın kaderi, iyi eğitilmiş sevimli ve komik farelerden ve bir sinekten oluşan komando ekibine bağlı.

Türk bilim adamı, Hollywood'a ilham kaynağı oldu

18 Eylül'de Türk sinemalarında gösterime giren G-Force filminin senaryosuna ilham kaynağı bir Türk bilim adamı. Film, konusunu şu an ABD'nin New York eyaletinde Cornell Üniversitesi'nde doktora eğitimini sürdüren Alper Bozkurt'un da önderliğini yaptığı "Karma Böcek Siborglar" projesinden almış. Bozkurt ve üyesi olduğu araştırma ekibinin, üzerinde 5 senedir uğraştığı doktora çalışması, bilim dünyası kadar Hollywood'un da ilgisini çekti.

Filmin senaryosunda dünyanın kaderi, iyi eğitilmiş sevimli, komik, minik farelerden ve bir sinekten oluşmuş komando ekibine bağlı. Savunma Bakanlığı tarafından emekliye ayrılmaya çalışan ve teknolojinin kendilerine her türlü cömertliği sağladığı kobay fareler, dünyayı ele geçirmeye çalışan kötü bir işadamının planlarını bozmaya çalışıyor.

Filmin senaryosu aslında o kadar da hayal ürünü değil, arkasında önemli bir teknolojik başarı var. Böceklerin ve teknolojinin birbirine özel metotlarla kaynaştırılmasıyla meydana getirilmiş olan yarı yapay yarı doğal sibernetik organizmalar, kısaca Siborglar, ABD Savunma İleri Araştırma Projeleri Teşkilatı (DARPA) tarafından desteklenen en önemli konulardan.

Özellikle HI-MEMS (Karma Böcek Mikro-Elektro-Mekanik Sistemler) programının amacı, doğal olanlardan ayırt edilemeyen ve uzaktan kumandayla yönetilen ya da kendi kendini yöneten yapay-doğal karışımı siborg böcekler geliştirmek. Bu projenin kaynaklığını yapan ve Alper Bozkurt'un da içinde bulunduğu araştırma ekibinin patentlediği yöntem, böceklerin metamorfoz, yani başkalaşım sürecinden yararlanıyor. Bozkurt projeyi söyle özetliyor:

"Hayata yerde yürüyen tırtıllar seklinde başlayan böcekler, koza aşamasından sonra, en son teknolojilerle üretilen uçaklara tas çıkartacak manevralar yapabilen uçan erişkin bireylere dönüşüyor. Bu dönüşümün olabilmesi için böceklerin tüm doku sisteminin koza aşamasında yıkılıp tekrar yapılması gerekiyor. Biz ürettiğimiz elektronik ve mikro-elektro-mekanik çipleri bu süreçte böceklerin dokularına yerleştiriyoruz ve doku, dönüşüme uğrarken, yerleştirilen yapay mekanizmaları vücudun bir parçası olarak kabul ediyor. Sonuç olarak içine çip yerleştirilen bir siborg böcek ile normal böcek arasındaki fark minimuma düşürülüyor. Daha sonra dışarıdan uzaktan kumanda ile bu çiplere sinyaller göndererek böceğin sinir ve kas sistemine müdahale edebiliyoruz."

Genç bilim adamı şu ana kadar elde ettikleri başarıları ise şöyle özetliyor: "Böceklerin sağ ve sol kanatlarını gönderdiğimiz sinyallerle beraber veya ayrı ayrı istediğimiz sayıda çırptırabiliyoruz. Ayrıca boyun ve anten dokularına verdiğimiz sinyallerle böceğin uçuşu veya yürüyüşü sırasında sağa veya sola dönmesini sağlayabiliyoruz. Aynı zamanda uçan böceği durdurup, duran böceği harekete geçirebiliyoruz. Bu bir nevi teknolojik mahmuz olarak düşünülebilir."

Çalışmayla ilgili 10'un üzerinde makale yayınlayan Bozkurt cümlelerine şunları ekliyor: "Her ne kadar böyle bir teknolojinin kullanılmasında insanların aklına casuslukla ilgili uygulamalar gelse de bizim bu proje için asıl amacımız ve motivasyonumuz depremlerde ve öteki felaketlerde kurtarma faaliyetlerine yardımcı olabilecek, normal zamanlarda da üzerlerindeki sensörlerle fabrikaların etrafında dolaşarak çevrenin korunmasına aykırı bir durum olup olmadığını belli merkezlere bildirebilecek sistemler ortaya çıkarmak." Bozkurt'un çalışması eylül ayının başında ABD'de Minneapolis şehrinde gerçekleşen Uluslararası Tip ve Biyoloji için Mühendislik toplantısında en iyi makalelerden birisi olarak ilan edildi. Başarılı bilim adamının bu çalışması ayrıca geçen haziran ayında Antalya'da gerçekleştirilen Uluslararası Sinir Sistemleri Mühendisliği toplantısında en çok ilgi gören makaleler arasındaydı.

G-Force filmine resmî danışmanlık yapan Alper Bozkurt, film çekimleri öncesinde çekim ekibine internet üzerinden teknik sunumlar verdi. Çekimler sırasında aldığı davet üzerine eşiyle birlikte ağırlandığı Hollywood'a Disney stüdyolarını ziyaret ederek çekimlere yardımcı oldu. Bozkurt'un katkılarına film DVD'sinde "Kamera Arkası" bölümünde genişçe yer verilmekte.

Genç yaşta büyük başarı

Alper Bozkurt 2001'de Boğaziçi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünü bitirdi. Üniversitede "beyindeki sinirsel elektrik dalgaların kaynağının elektronlarla tespit edilmesi" konusunda araştırmalar yapan Bozkurt, master eğitimini ise ABD'de Drexel Üniversitesinde "yoğun bakımdaki bebeklerin beyin oksijenlenmesini tespit eden yakın kızıl ötesi spektroskopisi sistemi" geliştirilmesi konusunda yaptı. Bu teknoloji özellikle erken doğan bebeklerin küvöz bakımı sırasında beyinlerinin fazla ya da eksik oksijene maruz kalmaması ve bu sayede normal gelişimlerini tamamlaması konusunda çocuk doktorları tarafından önemli bir gelişme olarak gösteriliyor. Doktora çalışmaları için geçtiği Cornell Üniversitesi'nde "Karma Böcek Siborglar" araştırmasına paralel olarak böbrek ve mesane hücrelerine basınç uygulayarak mesane kanserini tespit eden elektronik sistemler de geliştiren Bozkurt, biyoyakıtların ultrasonik olarak püskürtülerek daha etkin bir şekilde enerjiye dönüştürülmesi konusunda da araştırmalar yaptı.

Hollywood G-Force ile iddialı

Prodüktörlüğünü Karayip Korsanları, Armageddon, Top Gun gibi filmlerin de prodüktörlüğünü üstlenen Jerry Brukheimer'in yaptığı filmde hayvanların seslendirilmesinde Nicholas Cage, Penelope Cruz gibi ünlü isimler rol alıyor. G-Force, 3 boyutlu olarak hazırlanmış gerçek çekim ve animasyon karışımı ilk film; Jerry Brukheimer'in de ilk 3 boyutlu çalışması. Filmin görsel efekt yönetmeni Scott Stokdyk da Örümcek Adam 2 filmindeki başarısıyla tanınıyor. Filmin yönetmeni Hoyt Yeatman da başarılarını Oscar ödülüyle tescillemiş bulunuyor.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Dünyayı böcekler kurtaracak!

Doktorlardan "iklim" reçetesi

Dünyanın bir çok ülkesinden ve çeşitli sağlık kuruluşlarından bir araya gelen doktorlar, dünya liderlerine, sera etkisine yol açan gaz salımlarındaki kesintiler üzerinde uzlaşmadıkları takdirde "küresel bir sağlık felaketine" hazırlıklı olmaları uyarısında bulundu.


Doktorlar iklim değişikliğinin sağlık felaketine yol açabileceğini bildirdi

Doktorlar, Lancet ve İngiliz Tıp Dergileri'nde yayımlanan ortak mektupta ayrıca tüm dünyadaki sağlık çalışanlarını iklim meselesinde önder bir rol üstlenmeye çağırdı.

Dergilerin başyazılarında da politikacıların özellikle ekonomide içinden geçilen zor dönem gözönünde bulundurulduğunda kararsız kalmaları tehlikesi bulunduğuna dikkat çekildi ve zayıf bir yanıt bulmaları halinde uluslararası sağlık koşullarının da felakete sürükleneceği yorumu yapıldı.

Aralık ayında Kopenhag'da toplanacak olan BM iklim konferansında, 2012'de sona erecek olan Kyoto Anlaşması ardından sera etkisi yapan gazların azaltılması için yeni bir anlaşma sağlanmasına çalışılacak.


ARTAN TEHLİKELER

Ancak hazırlık görüşmelerinde gaz salımlarının ne kadar kesilmesi gerektiği ve dünyanın en yoksul ülkelerine iklim konularında sağlanacak yardımların nasıl finanse edileceği üzerinde bir uzlaşmaya varılamadı.

Artan sıcaklıkların özellikle Afrika'nın Sahra altı bölgesinde kalkınmakta olan ülkelerde hissedileceği ve bunun kuraklığa ve gıda sıkıntısına yol açacağı vurgulandı.

Doktorlar ayrıca karbon salımlarının azaltılmasının sağlığa faydalarına değinirken bunun daha az hava kirliliğini beraberinde getireceğini ve düşük karbona dayalı bir diyetin kanser, obezite ve diyabet gibi rahatsızlıkları azaltacağını belirtti.

Lancet dergisi ile UCL üniversitesi bu yılın başlarında iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini inceleyen kapsamlı bir rapor yayımlamıştı.

Bu raporda artan sıcaklıkların beraberinde bir çok salgın hastalığı getireceği; kalkınmakta olan ülkelerde temiz su sıkıntısı yaşanacağına ve sıcaklığa bağlı ölümlerin artacağına dikkat çekiliyordu.

Rapor temel olarak bu yüzyılın ikinci yarısında dünya nüfusuna üç milyar insanın daha eklenmesi ihtimali gözönüne alındığında, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerinin önümüzdeki on yıllar içerisinde bir çok topluluğu etkileyeceği ve milyarlarca kişinin hayatını ve yaşam koşullarını tehlikeye sokacağının altını çiziyordu.

BBC Türkçe

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Doktorlardan "iklim" reçetesi