Osmanlı Tarihini değiştirebilecek kazı başladı

Osmanlı'nın Bizans İmparatorluğu'ndan ilk fethettiği, Osman Bey'in da adına ilk hutbeyi okuttuğu kale olan Karacahisar Kalesi'nde kazı çalışmaları başladı.

Eskişehir Valisi Mehmet Kılıçlar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Karacahisar Kalesi kazılarının, Valiliğin desteği ve girişimiyle Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü'nün önderliğinde ağustos ayında tekrar başladığını, ekim ayına kadar da süreceğini söyledi.

Kazılarla birlikte kalenin restorasyon çalışmalarını da sürdürmek istediklerini ifade eden Vali Kılıçlar, şöyle konuştu:

"Restorasyon çalışmaları da kazıyı gerçekleştiren Anadolu Üniversitesi (AÜ) Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Erol Altınsapan gözetiminde olacak. Kazı çalışmaları dünyada ve ülkede Osmanlı İmparatorluğu'nun başlangıcını ortaya çıkartacak ilk bilimsel kazıdır. Bu hisar 1289 yılında Osman Bey tarafından ilk fethedilmiştir. Kazının sonucunu bütün dünya bekliyor. Buradan çıkacak sonuçlar çok önemli. Uluslararası sonuçlar yaratacak bir kazı çalışması. Kazı çalışmalarına Prof. Dr. Halil İnalcık'ı da davet ettik. Kazı ekibine Prof. Dr. İnalcık'ın isteğiyle doktora öğrencisi arkeolog Fahri Dikkaya dahil edildi. Prof. Dr. İnalcık'tan da kazıyı incelemesini istedik."

Osmanlı'nın ilk başkenti

Prof. Dr. Altınsapan da Selçuklular tarafından İç Anadolu Bölgesi'nin kuzeyine yerleştirilen Ertuğrul Gazi'nin yönettiği Kayı boyunun, zamanla kendi adına Bizanslılara karşı akınlara başladığını belirterek, Karacahisar Kalesi'nin Ertuğrul Gazi'nin oğlu Osman Gazi tarafından Bizanslıların elinden fetihle alındığını ifade etti.

"Karacahisar Kalesi, 1288'da Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk fethettiği kaledir" diyen Prof. Dr. Altınsapan, şöyle devam etti: "Kaledeki ilk kazılar 1999 yılında Prof. Dr. Halil İnalcık'ın önderliğinde, dönemin AÜ Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ebru Parman tarafından başlatıldı. Kazı çalışmaları 2002-2005 arasında devam etti. Kazıların sağlıklı olması için daha çok kaynağa ve işçiye gerek vardır. Sayın Valimiz Mehmet Kılıçlar, bize bu anlamda çok büyük güvence verdi."

İmparatorluğun başlangıcı

Prof. Dr. Altınsapan, fethedildiği günden bugüne kadar kale içinde bir yapılaşmanın bulunduğunu ifade ederek, çalışmaların 60 dönümü kapsayan kalenin yerleşim alanında sürdürüldüğünü bildirdi.

Kaleye bağlı yerleşim alanlarının yaklaşık 200 dönüme yayıldığını anlatan Prof. Dr. Altınsapan, şunları kaydetti:

"Öncelikli hedefimiz kale içindeki yerleşim dokusunu ortaya çıkartmak. Karacahisar Kalesi'nin fethi Osmanlı İmparatorluğu'nun başlangıcındaki en önemli olay. Karacaşehir ilk hutbenin okunduğu yerdir. Kalenin iç suruna dayalı iş atölyelerini de gün yüzüne çıkarttık. Kalenin fethedilmesi, Osmanlı'nın Bizans'a büyük bir rakip olacağının göstergesi oldu. Karacahisar Kalesi, Osmanlı'nın İznik'ten Edirne'ye kadar olan fetih sürecinin başlangıcıdır. Kazı sonucunda Osmanlı tarihi değişebilir. Prof. Dr. Halil İnalcık da Karacahisar'dan (Osmanlı'nın ilk başkenti) diye söz ediyor.

Karacahisar'da erken Osmanlı kent yerleşimi bulunuyor. Çalışmalarda kalede bir iç surun bulunduğunu ortaya çıkarttık. Surun kuleleri de ortaya çıktı. Daha sonra kalenin ana kısmına geçip, yapacağımız sondajlarla çalışmalara devam edeceğiz. Yüzey araştırmasında, çevrede onlarca yapının temel izlerini gördük. Mezarlık olduğunu düşündüğümüz yerler de var."

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Osmanlı Tarihini değiştirebilecek kazı başladı

Abdulhamit in altinları fidan olarak dondu

OSMANLI Padişahı II. Abdülmahit’in 1894’te büyük bir orman yangını yaşayan ABD’ye yaptığı 300 altınlık yardım 115 yıl sonra döndü. Antalya’da geçen yıl meydana gelen ve Türkiye’nin en büyük orman yangınına üzülen ABD’liler ‘100 Yıl Önceki Yardımın 100 Yıl Sonra Dönüşü’ kampanyası kapsamında 10 bin dolar

topladı. Bu parayla Antalya'da 2 bin fidan dikildi.

Bir ayağı Antalya’da gerçekleştirilen 7'nci Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’na katılan ABD’liler, turizmin başkentinde oluşturulan ‘Teksas- Antalya Dostluk ve Hatıra Ormanı’na fidan dikti. 13 kişilik akademisyen, gazeteci, doktor ve mühendislerden oluşan gruba Türkçe Olimpiyatları’na katılan ABD’li öğrenciler de eşlik etti. ABD’li heyet Lara- Kundu’da Orman Genel Müdürlüğü tarafından tahsis edilen 30 dönümlük alana 2 bin çam, okaliptüs, fıstık çamı ve servi fidanı dikti.

ABD'nin Teksas Eyaleti'nde faaliyet gösteren ‘Raindrop Türkevi’nin yardım bölümü Raindrop Heplping Hands tarafından organize edilen kampanya hakkında bilgi veren Texas Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yetkin Yıldırım, Antalya’da geçen sene meydana gelen orman yangınından ötürü Teksas’ta yaşayan Türkler olarak büyük üzüntü duyduklarını söyledi. Yangın sonrasında bir yardım kampanyası düzenlediklerini anlatan Yıldırım, II. Abdülhamit’in yaptıklarını öğrenen ABD’lilerin de destek verdiğini söyledi.

ABDÜLHAMİT'İN ABD'YE YAPTIĞI YARDIMIN BELGELERİ BULUNDU

Osmanlı’nın doğa ve orman konusunda çok duyarlı olduğunu ve 1894’teki yardımın da bunun bir göstergesi olduğunu ifade eden Yıldırım, “ABD’de büyük bir yangın olduğunu ve birçok insanın bundan zarar gördüğünü duyan dönemin Osmanlı Padişahı Sultan II. Abdülhamit Han 300 altın yardımda bulunmuş. Şuan biz bunun belgelerini bulduk. Başbakanlıktan temin edilen belgeler kitap haline getirildi. Kitap elimize geçtiğinde biz de ABD’lilerle paylaştık. Onların da çok hoşuna gitti. ‘Şimdi biz de yapılan bu cömertliğin karşılığında kendi cömertliğimizi göstermek istiyoruz.’ diyerek kampanyamıza destek oldular” diye konuştu.

Bu tavır karşısında ABD’de yaşayan bir Türk olarak gurur duyduğunu ifade eden Yıldırım, “Maalesef batı ülkelerinde Türklere ve Müslümanlara karşı büyük bir önyargı var. Bunun kırılmasını ve değiştiğini görmek en büyük amaçlarımızdan birisi. Böyle olaylar Osmanlıyı ve bizleri tanımalarını, nasıl insanlar olduğumuzu öğrenmelerini, cömertliğimizi, misafirperverliğimizi görmelerini sağlıyor. Bu sayede onların düşüncelerini tamamen değiştiriyor” diye konuştu.

Yektin Yıldırım ABD’deki kampanyanın halen devam ettiğini hedeflerinin fidan sayısını 4 bine çıkarmak olduğunu da sözlerine ekledi.
Kampanyaya destek veren ve fidan dikmek için Antalya’daki törende hazır bulunan ABD’li gazeteci ve TV yapımcı Tom Spencer düşüncelerini şu sözlerle ifade etti:

“Sultan Abdülhamit 1894’te ABD’ye bu yardımı yaptığında oradaki hiçbir insanı tanımıyordu. Buna rağmen oradaki sıkıntıyı duyunca yardımcı oldu. Bugün biz onların yaptığı cömertliğin karşılığını bu ormanı açarak göstermiş oluyoruz.”

ABD’nin en yüksek tiraja sahip 7'nci gazetesi olan Houston Cronicle’da çalışan Kristina Herrndobler, “Biz burada ağaç dikmenin ötesinde bir şey yaptık. Kardeşlik, sevgi, hoşgörünün temellerini attık” dedi.

Teksas Üniversitesi Rektör Yardımcısı Juan Gonzales ise duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Abdülhamit’in yaptığı güzel bir olay ve kültürlerin nasıl bir araya gelmesi gerektiğini gösteriyor. Bu orman sayesinde çok güzel ilişkiler kuracağımıza inanıyorum.”

Türkçe Olimpiyatları’na katılan Teksaslı öğrencilerin gösterileri ile renk kattığı fidan dikiminde ‘Teksas-Antalya Dostluk ve Hatıra Ormanı’nın panosu için kurdele kesildi.

kaynak

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Abdulhamit in altinları fidan olarak dondu

Yakın Geçmişimizdeki Büyük Bilginler

tarihimize geri döndüğümüzde bilim adına faydalı bir şey yapmısız ancak kıymetını bılemedık ve ellerimizdeki herseyımı kaybettık peki su anda da öle değilmi herseyın para oldugu su yalan dunyada para, gelecek vadiyle kandırılan genclerımız neolacak ? nemı olacak gıdecek amerıkaya hızmet edecek ne dıyebılırım kı duzen boyle kurulmus


İlime katkıları bakımından dünyada; Türk, Müslüman ve Doğu medeniyetine ait birçok şahsiyetin bulunmasına rağmen, batılı medeniyetler bu kişilerden istifade ederken biz sadece izlemekle yetindik. Yaşadığımız devirde birçok ilmî konuda katkılar sağlayan bu insanlar hakkında da birazcık bilgimiz olsun istedim. Çok detaylı olmasa da bu metni okuyan birkaç kişinin merak edip araştırması, az da olsa bilgi sahibi olması, bir kazançtır.


Ortaçağda, bir yanda dogmatik düzenle insanlık adına buhranlı bir devir geçiren Avrupa varken, bir yanda da; matematik, coğrafya, fizik, astroloji, geometri, kimya, maden ve daha birçok alanda çalışmalara imza atıp kendini geliştiren bir medeniyet vardı. Ne yazık ki zamanla bu yolda geri kaldı… Bilim dünyasına bir şeyler kazandırmış
Roma,
İskenderiye,
Atina vs. gibi merkezlerin yanı sıra Buhara,
Şam,
Semerkant,
Konya,
Bağdat ve
Bursa gibi ilim merkezlerinin payını unutmamalıyız...

Yakın olduğumuz medeniyetin insanlarını yine o kadar uzak olduğumuz garp (batı); bilip, öğretip uygulamakta. Yakınımızdaki birçok kaynağı kullanma konusunda neden bir Avrupalı kadar yetkin olamadık? Bugün Avrupa’daki en ünlü fakültelerde, üniversitelerde, ilim yuvalarında adını bile bilmediğimiz birçok bilimcinin eserleri, araştırmacılar tarafından kendi dillerine çevrilip okutulmaktayken biz çoğunun ismini bile bilmemekteyiz...

  • Mesela bir Ebu Kâmil Şuca; kimbilir bu metni okuyan kaç kişinin aklında ''bu kim ki ?'' diye bir soru işareti belirmiştir. Evet bu kişi ''Avrupa’ya matematiği tanıtan insan'' diye anılıyor ama kimler anıyor? (Ondan önce Avrupa'da matematik yokmuş diye anlaşılmasın, kazandırdıklarının önemi yüzünden böyle bir şey söylenmiş olabilir.) 2. derecenin üzerinde bilinmeyen denklemleri hassasiyetle çözen ilk kişilerdendir. Bazı terimler koymuştur, sistematik birçok eserinden yararlanılmıştır. Leonardo Fibonacci (orta çağın en yetenekli matematikçisi olduğu söyleniyor), Ebu Kâmil ve daha birçok Müslüman alim ve matematikçinin eserlerinden yararlanarak Avrupa’ya sistematik birçok bilgi aktarmıştır…
  • İbn-i Sinâ; tıbbın babalarından olan, 600 yıl kadar tıp alanında ve başka alanlarda Avrupa’da eserleri ana ders kitabı olarak okutulan ''büyük tabip''
  • Harezmi; bugünkü dijital elektroniğin ve bilgisayar biliminin temeli olan 2’lik(binary) sistemini bulmuştur. ‘’Hesab-ül Cebir vel-Mukabele' adlı eserinde matematik tarihinde 1. ve 2. dereceden bilinmeyenli denklemlerin sistematik ilk sunumunu yapmıştır.
    Diophantus ile birlikte cebirin babası olarak anılır. Algoritma ifadesi; Harezmi’nin Latince karşılığı olan ‘’
    Algoritmi
    ’’den türemiştir. Dünyanın en büyük matematikçilerinin başında gelir…
  • Battani; bugünkü
    Trigonometrik işlemleri şekillendirmiş formüllendirmiştir ve hala o terim ve formüller kullanılmaktadır. Ebu'l Vefa ise trigonometriye,
    kotanjant,
    tanjant,
    kosekant ve
    sekantı hediye etmiştir...
  • Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'un fethi için çizimleri yapılıp, meydana getirilen 1 tona yakın büyük şahi topları. O zaman bile 1 km üzerinde mesafeye fırlatılabilmiş bu toplar, 50 büyükbaş hayvan ve yüzlerce askerle taşınıp kontrol edilmiştir. O zamanın şartlarıyla böyle güçlü silahlar!
  • Cabir Bin Hayyam; günümüzde atom alanında ilk çalışmaları
    John_Dalton'un yaptığı, uranyumun çekirdeğinin parçalanabileceği fikrini de ilk olarak
    Otto Hahn’ın ortaya attığı söylense de, kimya alanında ilk laboratuvar kurup çalışmalar yapan bu Türk insanı şu sözleri binlerce yıl önce belirtmiştir: "Maddenin en küçük parçası olan cüz-ü la cüz-ü la yetecezza (atom)da yoğun enerji vardır. Yunan bilginlerinin iddia ettigi gibi, bunun parçalanamayacağı söylenemez. O da parçalanabilir. Parçalanınca da öyle bir güç meydana gelir ki Bağdat'ın altını üstüne getirebilir. Bu Allahü Teala'nın kudretinin bir nişanıdır." Ve yine bu insan sayesinde birçok Avrupalı bilimci meşhur olmuştur…
  • Hazerfen Ahmed Çelebi; ilk uçuş denemelerini yapıp uçabilen insan, eseri de ilk planördür.
  • Beyruni; dünyanın döndüğünü, Ümit Burnu, Amerika ve Japonya’nın varolduğunu ilk bildiren kişi olduğu söyleniyor. Colomb’un keşfinden 500 yıl önce bildirmesine rağmen adı bile çoğu kişi tarafından bilinmemekte (Aynı şekilde Piri Reis’in keşiften çok önce çizdiği haritasında o konumlar mevcut)…


  • El Cezeri; sibernetik ve robot biliminde ilk çalışmaları yapan insandır. Archytas (Yunanlı matematikçi)’ın M.Ö. 300 dolaylarında buharla çalışan güvercin yaptığı söylense de robot biliminde ilk kayıtların Anadolu’ya ait olduğu söylenmektedir. Yine bilgisayar alanında ilk adımları atan kişilerden olduğu bildirilmekte…
  • Mimar Sinân; seviyesine şimdi bile ulaşılamayan büyük mimar. Tüm dünyadaki en büyük mimarların başında gelir. Eserleri, kusursuz denilecek kadar estetik şaheserlerdir…
Etiketler: matematik, fizik, bursa, konya, icat, kimya, bağdat, şam, roma, fatih sultan mehmet, bilim adamları, farabi, geometri, matematikçiler, mimar sinan, medeniyetler, ibni sina, algoritma, hazerfen ahmet çelebi, el cezeri, mucitler, ibn i sina, türk bilginleri, alimler, harezmi, ebu kamil şuca, battani, tarihi şahsiyetler, beyruni, cabir bin hayyam, denklemler, bilgisayar dili, büyük bilginler, buhara, iskenderiye
kaynak:hafif.org

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : matematik, fizik, bursa, konya, icat, kimya, bağdat, şam, roma, fatih sultan mehmet, bilim adamları, farabi, geometri, m